ikiyaka

..Buluşuyor..

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
İki Yaka Sayfası

IBM’in beyaz yakalı işçilerinin zaferi

03 Mart 2010, Nedim Akay

Baskı, tehdit, rüşvet, işten çıkarmalar ve diğer bir sürü karşı unsurlara rağmen IBM çalışanlarının terk etmediği bu mücadele, ülkemizde Beyaz yakalıların örgütlenmesi konusunda örnek alınacak bir kazanım olmuştur.

İşverenin ücret politikasındaki uygulamaları, kazanılmış sosyal hakların ortadan kaldırılma çabası, çalışanlar arasında adaletsiz ücret politikalarının uygulanması örgütlenme nedenlerinin başında gelmekteydi. Tüm bu sebeplerle ve %80 gibi bir çalışan oranıyla Tez Koop iş sendikasına üye olan IBM çalışanlarının 2008 yılı ortalarında başlayan mücadelesi Yargıtay kararı ile birlikte zafer’e dönüştü.

Sendikalı olmanın dayanılmaz zorluğu

Dünya dev’i IBM, örgütlü çalışmanın Avrupa ve Amerika gibi gelişmiş ülkelere özgü bir özgürlük olduğunu düşünüyordu. Her ne kadar bu çelişki söylevlerde ve yazılı metinlerde görünmese de IBM yönetiminin uygulamaları bunu net bir şekilde bizlere gösterdi.

Kapitalizmin acımasızlığını süreç boyunca yaşatan IBM yönetiminin uygulamaları,  çalışanların hak arayışına karşı duruşta, cüceler ve devler arasında zihniyet farklılığı olmadığını ispatladı. Yakası ister beyaz ister Mavi olsun, ister yerli firmada, isterse dünya devi bir firmada çalışsın; bizler için istenen örgütsüz köleler olarak yaşamamız. Hepsinin de ortak cevabı “biz yasalara uygun davranıyoruz”!!!

Sinter Metal, Sabah gazetesi, Yörsan, Tekel gibi yüzlerce yerdeki uygulama birbirinin kopyası. Sendikal örgütlenme dediğinizde kapının önündesiniz. Arkasından uzunca süre mahkemeden mahkemeye hak peşinde koşan onurlu emekçilersiniz. Değer mi?

Bunu yaşayan birisi olarak; EVET DEĞER, HEM DE BİN DEFA DEĞER.

 

Dünya devi IBM’in sendika düşmanlığı


 

Read more...
 

İŞ Etiği ve IBM 

24 Şubat 2010, Nedim Akay

Etik sözcüğü, Yunanca anlamı karakter olan “ethos”, “töre” sözcüğünden türemektedir. Bir tanımlamaya göre etik; geçmiş ve bugüne ilişkin doğru ve yanlış ölçülerin anlatımı olup, bireylerin töresel ya da ahlâksal ilişkilerini, davranış biçimlerini ve görüşlerini anlatan bir felsefe dalıdır. İnsanın  oluşturduğu evrensel  değerleri inceleyen, onu "iyi", "kötü" ya da "onaylanabilir", "onaylanamaz", "doğru", "yanlış" biçiminde yorumlar.

İş etiği, iş yaşamındaki özel gruplar için belirlenmiş davranışlar veya davranış kurallarını tanımlamaktadır. Ancak, daha çok soyut kavramlara dayalı bir özellik göstermektedir. Doğru ve yanlış, kişiden kişiye ve durumdan duruma değişebilmektedir. Sistem içerisinde doğrunun ne olduğu doğrudan aktarılmaz.

Kapitalist sistemin açgözlülüğünden dolayı etik değerler duruma, koşullara, elde edilecek faydaya göre esneyebilir ve daralabilir. Gerçekte, işletmenin maddi çıkarları ile çelişmediği sürece kimse doğru ya da yanlışın, başka bir değişle eylemin etik olup olmadığının arayışında da değildir.

İşletme etiği

İşletmeler etik davranışı, çalışanlarına, müşterilerine ve topluma iyi bir bilinirlik etkisi yaratabilmek için iş stratejisi olarak göstermeye çalışır. Başarısı ve hedefleri karlılık ve hissedarlarına kazandırdığı paralarla ölçümlenmekte olan işletmeler için bu durum ekonomik çıkarları ile çoğu zaman çelişkiye sebep olur. Bu nedenle de, etik değerler genellikle ilkel ve basit söylevlerin ötesine geçemeyip, kâğıt üzerinde kalır.

Örneğin; küresel işletmeler rakibin ürününü müşterine kötülemeyeceksin, bu davranış etik değildir der, ama bunun için her türlü belgeyi sağlamaktan da imtina etmez. Çalışanlarına müşterinden hediye almayacaksın der ama kendisi hediye göndermeyi ihmal etmez. Üst düzey yöneticileri yemek davetlerinde ağırlamak, yurtdışı gezilerine götürmek, dünya kupası final maçına bilet vermek etiktir!

Bu çelişkiyi aşağıdaki araştırma raporu da ortaya koymaktadır(Dennis Collins, “Creating an Organization of High Integrity and Superior performance” adlı kitaptan):

-         İşletmelerde finans yöneticilerinin %67’si “baskı altında” işletme sonuçlarını bile bile yanlış hazırladığını itiraf ediyor,

-         İşletmelerde orta seviye yöneticilerin %25’i hileli rapor yazdığını itiraf ediyor

-         İşletmelerde yöneticilerin %48’i yasa dışı davrandığını itiraf ediyor

Ülkemizde durum

Ülkemizdeki işletmelerde karşılaşılan etik sorunlar çok çeşitlidir. Konuyla ilgili bir araştırmada, işletmelerde karşı karşıya kalınan etik sorunlar arasında "çalışanların çıkar çatışmaları" ve "rüşvet"i ilk iki sıraya yerleşmiştir.

Türkiye'ye ilişkin bir diğer çalışma 1999 yılında yayımlanmıştır. 20 işletmeden 160 yöneticinin katıldığı bu araştırmada, yöneticilerin tümü, çevre kirliliği, içerden bilgi sızdırma ve hediye/rüşvet vermeyi etik olmayan davranışlar sıralamasında ilk üçe yerleştirmişlerdir.

IBM örneği

İş ve işletme etiği konusunda yapılan araştırmaların hemen hemen tümü genellikle çalışan etiği üzerinedir ve genelde firmanın çalışanlarına karşı davranışları ile ilgili sınıflandırma son derece yüzeyseldir. Halbuki, etik olmayan davranışlara en fazla kalanlar ise işletmenin çalışanlarıdır.

Diğer tüm küresel işletmeler gibi IBM’inde web sitesinde yer alan (http://www.ibm.com/ibm/responsibility/policy2.shtml) ve IBM’in iş etiğine verdiği önemi anlatan bilgiler ile uygulamaları arasındaki çelişki etik kavramının nasıl kolaylıkla yontulabileceğinin güzel bir örneğidir.

-         Bir işletmenin çalışanlarına “kariyeriniz ve maaşınız sendika üyeliğinden istifanıza bağlıdır” demesi etik midir?

-         Bir işletmenin Genel Müdürünün çalışanlarına yalan söylemesi ve daha sonra “evet yalan söyledim” diyerek bunu itiraf etmek zorunda kalması etik midir?

-         Bir yöneticinin mahkemede 20 yıllık arkadaşı aleyhinde yalan şahitlik yapması etik midir?

-         Bir yöneticinin şahit olmadığı ve yalan olduğunu bildiği halde bir belgeyi “şahitim” diyerek imzalaması etik midir?

-         Bir işletmenin çalışanlarının sosyal hakları gasp etmeye çalışması etik midir?

-         Bir işletmenin “tamamen yasal da olsa”, çalışanının kıdem tazminat alacağını geciktirmek için alacak davası açtırmak zorunda bırakması etik midir?

-         ....

İşletme çıkarları ile örtüştüğü sürece; SAYGIN, DÜRÜST ve ADİL OLMAYAN her türden davranış ve eylem kapitalizm tarafından MAALESEF etik olabilmekte!

 

Taraf'ın para kaynağı bulundu... 

ODA TV

Tarih 15 Ocak 2007…
Alkım Basım Yayın Dağıtım Ticaret Ltd. Şirketi’nin hazineye yaptığı başvuru kabul ediliyor. Şirket, yapacağı yeni yatırımlar için hazineden teşvik alıyor.
Ne kadar mı?
Tam 3 trilyon 653 milyar 543 milyon Eski Türk Lirası.
Yani günümüzün parası ile yaklaşık 4 milyon TL. Ne için alıyor Alkım Yayınları bu teşviki? İthalat mı yapıyor? İhracat mı yapıyor? Hayır, hiçbiri için değil.
Yeni yatırım yaptığı için. Ne yatırımı?
Alkım Basım Yayın Dağıtım Ticaret Ltd. Şirketi’nin yaptığı özel bir tesis için bu yardım alınıyor.Ne tesisi belirtilmiyor.
Ancak 85530 No’lu teşvik belgesinde tesiste nelerin olacağı belirtiliyor:
“120 KİŞİLİK Okuma Bölümleri, 48 KİŞİLİK Okuma Tiyatrosu, 72 KİŞİLİK Seminer Salonu, Sergi Salonu, 3 ADET Çalışma Odası, 5 ADET Aktivite Odası”
Bu kadar da değil, bu yeni tesiste tam 100 kişi istihdam edilecek. 100 kişinin çalışacağı bu dev tesis ne olabilir?
Herkesin merak ettiği dev tesis için şirketin verdiği adres “Mühürdar Caddesi no.60 Kadıköy/İstanbul”.
Peki, daha önce Alkım Kitabevi’nin olduğu bu adreste yeni olarak ne kuruluyor?
Teşvikten tam 10 ay sonra, 15 Kasım 2007 tarihinde Taraf Gazetesi kuruluyor.
Bir kısım medya vergi cezaları ile baskı altına alınırken, Taraf’ın kuruluşu öncesinde Alkım Basım Yayın Dağıtım Ticaret Ltd. Şirketi’ne can suyu hazine tarafından veriliyor.
Taraf Gazetesi, aldığı siyasi destek, basıldığı matbaa, yapılan dağıtım, yandaş şirketler tarafından verilen yardımlar dışında ilk desteğini hazineden alıyor.
Kısacası Taraf, AKP’nin kucağına doğuyor.

İşte olay yaratacak o belge:

 

 

Avrupa kültür başkentinin arkasındakiler...

10 Şubat 2010 - Nedim Akay

Yunanistan'ın ünlü Kültür Bakanı Melina Mercouri’nin önerisi ile  1985 yılında başlatılan ve aynı yıl ilk olarak Atina’yı Avrupa kültür başkenti yapan Avrupa birliği, her yıl bu ödülü değişik ülkelerin şehirlerine vermekteydi.

Bu yıl ise, nedense uygulamada yapılan değişiklik ile İstanbul, Essen (Almanya) ve Peç (Macaristan) ile birlikte Avrupa kültür başkenti olarak gösterildi. Milyonlarca TL’lik havai fişeklerle kutlanan Avrupa kültür başkenti olmak bakın bizllere neler kazandıracak.

Kentsel dönüşüm projeleri kentin çehresini değiştirecek!

İstanbul 2010 web sitesinde yazılanlara göre(www.istanbul2010.org) yeni müzeler kurmak dışında dikkati çeken konulardan birisi yerleşim alanlarının kentsel dönüşüm projeleri altında rantlaştırılması. Bir başka deyişle Sulukule, Maltepe Başıbüyük, Tarlabaşı, İkitelli Ayazma gibi birçok yerleşim alanlarının gökdelenleşmesi ve bu geçişte birilerinin rant gelirleri elde etmesi kolaylaşacak.

Rant firmaları, fiyatların düşmesini de önleyerek, kent’deki rant alanlarını satın aldılar. Yerel yönetim ise asıl işini bir kenara bırakarak, kentleşme projelerinin önündeki yasal engelleri kaldırmak için çaba harcadılar. Sonuçta, Site alanı olmasına ve imparatorlukların kalıntılarını taşımasına rağmen Sulukule’nin neredeyse yarıya yakınının satılışı şimdiden gerçekleşti. Kentsel dönüşüm projesi adı altında bu ve benzeri bölgelerde gerçekleşen el değiştirmelerde başta “vizyon sahibi” AKP yandaşları tarafından gerçekleşti.

İstanbullular böyle bir kentte yaşadıkları için gurur duyacaklar!

“Arkalara doğru ilerleyelim, boşlukarı dolduralım beyler” diye sabah ve akşam bindiğimiz; ön kapıdan artık yolcu alamayınca, orta kapı ve arka kapıdan araca yolcu almaya devam ederek insanları birbirlerinin nefeslerini soluyarak seyahat ettiren; ve bunun çağdaş ulaşım olduğunu sanan ve müdahele etmeyen, çözüm üretemeyen İstanbul’u yönetenleri düşünün;

En küçük yağmurda sular altında kalan evleri, yağmurun artan şiddeti ile yüzme bilmeyenlerin ve kendisine sandal bulamayanların ölüme mahkum olduğu İstanbul’u düşünün;

Read more...
 

İşçisini kapı önüne koyan patron EMO şube başkan adayı!

10 Şubat 2010 - Nedim Akay

Gülistan Kobatan Entes çalışanı iken 16 Mayıs 2009 tarihinde kriz bahanesi ile kendisini kapının önünde buldu ve 271 gündür tek başına yorulmadan, bıkmadan, usanmadan haklı davasını sürdürmekte.

Haklılığı mahkemece de ispatlanan Gülistan’ı işten çıkaran patronu Ahmet Tarık Uzankaya ise “devrimci, demokrat ve emekçi” grubu adı altında EMO İstanbul şube başkanlığına adaylığını koydu. Bunun üzerine Gülistan, özellikle 20 Şubat tarihinde oy kullanacak EMO İstanbul üyeleri ile paylaşmak üzere EMO önünde kendisini destekleyen emek grupları ile birlikte bir eylem gerçekleştirdi.Gülistan yazılı açıklamasında;

Entes patronu nezdinde işçi sınıfının haklarını gasp eden tüm patron mühendislerin EMO’nun geleceğini belirleyecek seçimlere katılmasını protesto etmek için seçimin yapıldığı EMO binası önünde yerimizi aldık. Toplumcu Mühendis, Mimar, Şehir Plancıları ve OSB-İMES işçileri Derneği'nin bu konu ile yapmış olduğu açıklamaların yer aldığı bildirilerimizin dağıtımını yaptık. “Burada dağıtamazsınız” diyerek dağıtıma müdahale edilmek istendi fakat dağıtımımıza devam ettik.

Ahmet Tarık Uzunkaya’nın aday gösterildiği ve “sarı liste” diye adlandırılan listede adaylar kendilerini “Devrimci Demokrat Mühendisler” diye nitelendiriyorlar. 269 gündür süren Entes direnişinin sorumlusu olan Entes patronu Ahmet Tarık Uzunkaya’nın yaptığı işçi düşmanlığını tamamen meşru görüyorlar. Yetmezmiş gibi kendilerine yakışmayan “Devrimci” kelimesinin içini boşaltmaya ve devrimciliği sınıfsal temellerden uzaklaştırmaya çalışıyorlar.

- Ahmet Tarık Uzunkaya işçi çalıştıran ve sermayenin kullandığı sebeplere dayanarak işçi çıkarmakta olan bir kişidir. Gülistan Kobatan’ın kazanmış olduğu işe iade davasının sonucunda da görüleceği gibi, sermayenin yasaları çerçevesinde bile haklı oldukları bir yan ortaya çıkmamıştır.

- Ahmet Tarık Uzunkaya Dudullu Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü isimli sermayenin çıkarlarına göre hareket eden bir kurumun yönetim kurulu üyesidir.

Read more...
 

Petrol-İş’den "Marketing" Destekli Sendikacılık

03 Şubat 2010 - Nedim Akay

Petrol-iş sendikasının yürüttüğü “Sendikalı ol” kampanyası ile sabah saat 05:30’de donatılmış araçlarla fabrika civarlarında başlatılan bilgilendirme çalışmaları, bilboardlar, reklamlar ile desteklenerek sendikalı olmak meşruluk kazanıyor.

Petrol-iş sendikası ülkemizde örgütlenme kültürünü yeniden yaratmak ve sendikalı olmanın gereklerini anlatmak üzere bir dizi tanıtım ve iletişim kampanyası başlattı.

Profesyonel ajansların da desteğini alarak gerçekleşen ve ilk olarak Düzce’de 1,500 kişilik bir işyeri için başlayan kampanya çerçevesinde; bilbord, iç mekân afişleri, pankartlar, broşürler, bildiriler, çıkartmalar, televizyon ve radyo spotları, gazete reklamları, tişörtler ve bir kampanya web sitesi oluşturuldu. Ayrıca, sinema sektöründen tanınmış  oyuncular kampanyayla ilgili televizyon filmlerinin yapımına katıldılar. 

Ana tema “Sendikalı ol!” idi.

Kampanya malzemelerinde kullanılan ana sloganlar ise şöyleydi: “Sendika gücündür”, “Sendika hakkındır”, “Sendika gelecektir” ve “Sendika dayanışmadır”. 

Başarı üzerine kampanya 16 Ocak tarihinden itibaren Bursa ve Gebze’ye genişletildi.

Sendikalı olmak kültür meselesi

Sendikalı olmak bir kültür meselesi.

Kaçımızın babası ya da bir akrabası sendikalı ?İşçi olduğunu kabul edebilen kaç tane beyaz yakalı var ?

“Örgütlenme” kelimesini duyduğunda rahatsız olmayan var mı ? Örgütlü olmanın demokratikleşme için en temel adım olduğunun kimler farkında ?

Petrol-İş sendikası, yerel sorunlara duyarlı bir yaklaşımla, halkı sendikalar için bilinçli hale getirecek ve sendikaya olan ilgiyi artıracak özgün bir kampanya çalışmasına imza attı.

12 Eylül'ün kalıcı izlerini en fazla taşıyan yasanın “Sendikalar yasası” olduğunu belirten Petrol-İş sendikası Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın,toplumun gerçeğinden hareketle bir ilk’i gerçekleştiriyor ve “Sendikalı olmaktan korkma” diyor.

Mesajlarının sadece işyerlerindeki örgütsüz işçilere değil, onların ailelerine ve yaşadıkları yerel topluma ulaştırmayı da amaçladıklarını belirten Öztaşkın, “düşünsel anlamda sendikaya bakışın değişmesi gerekir. Sendikalı olmak sadece çalışma hayatının ekonomik şikayetlerine çözüm olarak görünmemeli, bilinmemeli. Sendikalı olmak yaşadığımız çevreye, topluma ve toplum içerisinde gelişen her türlü konuya karşı bir duyarlılık sergileyebilmektir” diye ifade ediyor.

 

Read more...
 


Page 2 of 3

Flaş Duyurular