ikiyaka

..Buluşuyor..

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Home Nisan - Haziran, 2010 Yavaş yavaş ölen beyaz yakalılar

Yavaş yavaş ölen beyaz yakalılar

6 Ocak 2010 - Nedim Akay

Yavaş yavaş ölen beyaz yakalılar

Çinli çalışanlar üzerinde yapılan bir araştırma sonucuna göre, her 10 Çinli beyaz yakalı çalışanın 6’sı iş baskısı yüzünden hasta, biyolojik yaşlarına göre 10 yıl daha yaşlı ve sağlık durumları her gün daha da kötüleşmekte.

Çin’in onbeş ayrı şehrinde yapılan kapsamlı araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; beyaz yakalı çalışanların %80’i düzensiz yemek ve uyku alışkanlıklarına sahip olup kendilerini sürekli olarak yorgun olarak hissetmekte. %20’si fast food ile beslenmekte, %54 uyku sorunu yaşamakta, %20’si kendisini sürekli yalnız hissetmekte, %70 ise başarısız ve mutsuzluk içerisinde yaşamakta.

Bu araştırma her ne kadar Çin’de yapılmış olsa da, ülke ve coğrafyadan bağımsız olarak, beyaz yakalıların  koşulları birbirine tıpatıp benzerlik göstermekte. Bir kısım beyaz yakalılar hayat standartlarını koruma için, diğerleri ise “yaşayabilmek” için yavaş yavaş ölmekte.

Beyaz yakalılar depresyonda

Amerika Psikoloji merkezi tarafından birkaç ay önce yapılan bir araştırma sonucuna göre de, beyaz yakalılarda antidepresan ilaçların kullanılmasında %80’lere varan artışlar görüldüğü tespit edilmiş. Bunun en önemli sebepleri arasında aşırı çalışma, iş stresi ve işsizlik korkusu yer almakta. Ortalama çalışma süresi son 20 yıl içerisinde yıllık çalışma süresi ortalama 700 saat artış göstermiş ve gün başına yaklaşık 3,5 saatlik fazla çalışma yapılmakta. Diğer taraftan işsizlik korkusu, taşeronlaşma ile oluşan işsizlik ve ücret azalmaları,  işten çıkarılmalarda daha düşük ücretli yerlerde çalışılmaya başlanması beyaz yakalıların depresyon içerisinde yaşamasının en temel sebepleri arasında gösterilmekte.

Antidepresan kullanımını artıran bir önemli sebep olarakta, iş yerinde karşılaşılan tacizler(“mobbing”) olduğu belirtilmekte. Beyaz yakalı çalışanlara yöneticileri tarafından uygulanan bu tür saldırgan davanışlar duygusal olarak rahatsızlıkların temelini oluşturmakta. Saldırganlıkla karşılaşılan en yaygın durum ise çalışanların, kendi mesai arkadaşlarında dahi destek bulamadıkları, iş yerindeki yanlış uygulamaları ve yönetimsel hataları dillendirdiklerinde ortaya çıkmakta. Genel olarak kadınlar erkeklere göre daha fazla bunalım taciz altında çalışmak zorunda: Kadınların %25’i sözel tacize uğrarken bu oran erkeklerde %19.2 seviyesinde.

Ölüme yaklaştıran sonuçlar

Sonuç olarak, iş yerindeki beyaz yakalı erkeklerin %24’ü ve kadınların ise %37’si iş yeri etiklerinin ötesinde sağlık problemleri ile yüz yüze yaşamakta. Bu problemlerin sonuçlarıda şu şekilde gelişme göstermekte.

·         Duygusal bozukluk  – depresyon, distimi, manik bozukluk,  – erkeklerin %11.2’i ve kadınların %15.9’u.

·         Endişe kontrolsüzlüğü – “Generalised anxiety disorder” (GAD), agorafobi, sosyal fobi, panik atak, ve travmatik stres bozukluğu – erkeklerin %17.4’ü ve kadınların %25.4’ü.

·         Alkol kullanımı – bağımlılık  - erkeklerin %7.2’si  ve kadınların %1.5’u.

·         Uyuşturucu – bağımlılık - erkeklerin %3.9’u  ve kadınların %1.1’i.

Beyaz yakalı çalışanlar arasında da akıl sağlığı açısında en fazla etkilenenler bilgi temelli iş yapanlar, büro işlerinde çalışanlar ve satıcılar ilk sıralarda yer almakta. Bu grupta yer alan çalışanların %80.1’i iş memnuniyetsizliği içerisinde gergin çalışma hayatı sürdürmekte ve stres’i ortadan kaldırmak için aşağıdaki yöntemleri uygulamakta:

  • %44.4 daha fazla ve düzensiz yemek yeme alışkanlığı ile stres gidermekte
  • Sıgara kullananların %77.9’u daha fazla sıgara içtiklerini ifade etmekte
  • Erkeklerin %17.5’u ve kadınların %6.4’ü daha fazla alkol tüketmekte
  • Erkeklerin %13’ü ve kadınların %22.9’u psikolojik tedavi görmekte

Kapitalizmin biz beyaz yakalılara tanıdığı yaşam hakkı, ölümüne yaşamak olsa gerek.

 

 

 

Flaş Duyurular