2 EYLÜL 2009
Hüsnü Özyeğin'in Bankasında Çalışanlara Köle Muammelesi
NEDİM AKAY
Hüsnü Özyeğin tarafından 1994 yılında kurulan Credit Europe Bank’ın Hollanda ofisinde bir grup bilişim çalışanı, bu aralar proje bitirme ve küresel ekonomik kriz bahaneleriyle müdürlerin kölelik dönemini aratmayacak faaliyetler yürüttüğünü belirtip isyan ediyor
4 milyar dolarlık şahsî servetiyle Türkiye’nin en zengin işadamı olarak gösterilen Hüsnü Özyeğin tarafından 1994 yılında kurulmuş olan Credit Europe Bank’ta Hollandalı çalışanlar kendilerine yapılan köle uygulaması için isyanda.
Ağustos 2006’da, Finansbank A.ş.'nin yüzde 46’sını National Bank of Greece'e satışı sırasında yapılan anlaşma gereği Finansbank’ın yurtdışı iştirakleri Credit Europe Group bünyesine alınmış ve yine aynı satış anlaşması hükümlerince Banka ve iştiraklerinin ismi yeni bir marka olan "Credit Europe" ile değiştirilmişti. Bankanın Amsterdam'daki genel merkezi dışında Frankfurt, Antwerp, Malta'da şubeleri, İstanbul ve şanghay'da temsilcilikleri, Rusya, Ukrayna ve Romanya'da ise iştirakleri bulunmakta.
ABA ALTINDAN SOPA!
Credit Europe Bank'ın Hollanda ofisinde bir grup bilişim çalışanı, bu aralar proje bitirme ve küresel ekonomik kriz bahaneleriyle müdürlerin kölelik dönemini aratmayacak faaliyetler yürüttüğünü iddia etti. Aslında kölelik düzeninin ilk iş’e alındığından itibaren başladığını dile getiren çalışanlar, “Romanya ve Rusya ofislerinde de benzer uygulamalar var. Genelde iş’e aldıkları elemanları genç, yeni mezun ve askerliğini yapmamış Türk vatandaşları arasından seçiyorlar. Çalışanların sözleşmeleri sınırsız değil, 12 aylık kontrat yapılıyor ve kontrat uzatma tarihleri yaklaştıkça aba altından sopa gösterilerek daha fazla özveride bulunmaları isteniyor” diye belirttiler. Bugünlerde ise işin iyice çığırından çıktığını söyleyen genç bilişimciler, “üst düzey yöneticiler, yazılımcılarla birebir yaptıkları görüşmelerde mesai saatlerinin 09.00-23.00 şeklinde olacağını, Cumartesi ve Pazar günleri ofiste bulunmaları gerektiğini gayet doğal bir talepmiş gibi söyleyebiliyorlar” dedi.
Sözleşme ile işe alınan çalışanların ne iş garantisi var ne de 14 saatlik çalışma karşılığında aldıkları herhangi bir ek ücret. Çalışma süresi ve karşılıksız çalışmanın kendilerinden tehditle talep edildiğini belirten bilişimciler, “bu duyuru tabii ki resmi bir şekilde yapılmıyor; duyanlar duymayanlara bildirsin yöntemi uygulanıyor. Bir iki kişi itiraz edecek olsa, büyük müdür odasına çağırıp alaycı tavırlarla ya bu çalışma koşullarına uyması gerektiğini ya da kontratı bittiğinde bavulunu alıp gideceğini söylüyor. Müdürlerin bu durumu “şirket geleneğimiz böyle" şeklinde kabul ettirmeye çalışmalarıysa işin bir diğer komik tarafı.
Türkiye’den büyük umutlarla Hollanda’ya götürülen çalışanların tek bir tavsiyesi var: “Bu bankada yazılımcı olarak çalışmayı düşünenlerin bu insanlık dışı çalışma koşullarını göz önünde bulundurmaları ve araştırma yapmadan ya da kendileri gibi bir riski almamalarını” öneriyorlar.
Banka Web sitesinden insan kaynağı politikalarına ilişkin “en önemli ve en büyük sermayemiz insan kaynağıdır. Ulusal ve uluslararası alanda kazandığı başarıları ve saygınlığı şüphesiz ki seçkin ve uzman çalışanlardan oluşan insan kaynağına borçludur ve bu nedenle bu önemli sermayesine sürekli yatırım yapan Banka, uzmanlaşmış ve işine tutkuyla bağlı insan kaynağı sayesinde faaliyet gösterdiği her alanda rekabet etmeye, büyümeye ve katma değer üretmeye devam edecektir” ifadelerine yer veriliyor. Bankanın çalışanlarından talep ettiği insanlık dışı çalışma koşulları bahsedilen insan kaynağı politikalarının doğru olmadığını göstermekte.
2006’dan bu yana özellikle Rusya, Romanya ve Hollanda'da büyüyen bankacılık faaliyetlerine paralel olarak Grubun yurtdışı finansal yatırımlarına ait aktiflerinde 2008 yılında 2007 yılına oranla yüzde 35 oranında büyüme kaydeden bankanın gerekçe olarak krizi öne sürmesi ise tamamen gerçek dışı.


