ikiyaka

..Buluşuyor..

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Home Eylül 2009 Taraf, Emek ve Beyaz Yakalı

16 Eylül 2009

Taraf, Emek ve Beyaz Yakalı

NEDİM AKAY

İnternet’te yapılan bir anket sonucuna göre ücretli çalışan Beyaz Yakalılar Taraf gazetesinin en sıkı okuyucu kitlesini oluşturuyormuş. Demokratlıktan, özgürlükten, liberallikten ödün vermeyen bizim yakalı, ekmeğin kendisine verilmiş bir hak olduğunu düşündüğünden olsa gerek Taraf’ın emeğe olan tarafsızlığını görmez, göremez.

 “Düşünmek taraf olmak” Taraf gazetesinin ürettiği bir slogan ve gazete ilk çıktığı günden beri tartışılıyor: Taraf kimin tarafı? AKP’nin... ABD’nin... Feto’nun? Kimin tarafı olduğu konusunda herkes kendi görüşünü öne sürebilir. Ancak Taraf emek, yani ücretli beyaz yakalıların tarafı değil, olamaz.  Neden mi?

 ATV-Sabah’ta tam sekiz aydır grev var. Taraf düşünüyor ve Sabah’ın grev sansürüne taraf olmayı tercih ediyor. Öyleki geçenlerde Sabah gazetesi yazarı Umur Talu Metin Göktepe Ödülünü alıyor. Ödülün gerekçesi Sabah-ATV grevini köşe yazısında ele alması. Bu ödül haberi Taraf tarafından budanarak veriliyor ve Umur Talu’nun ödül alma gerekçesi gazetede yer bulamıyor. Taraf Tayyip’in damadının tarafı!

Sinter Metal iş çalışanları 450 TL aylıklarını korumak için örgütlenme özgürlüğünü kullanır ve sendikalı olur. Arkasından 380 kişi kapı dışarı edilir, 450 TL patrona fazla gelmektedir! Karda kışta, aç ve yoksulluk içerisinde onur mücadelesine girer 380 kişi. Taraf ‘ta tık yok. İşçinin, emeğin tarafı olmuyor, olamıyor Taraf. Eczacıbaşı’na ait E-kart çalışanları örgütlendikleri için işten çıkarılır ve çalışanları greve gider, E-kart çalışanları ve onları destekleyen yüzlerce insan Kanyon alış veriş merkezi önünde eylem yapar. Taraf düşünür, görmez, yazmaz ve Eczacıbaşı’nın, sermayenin tarafı olur.Emine Aslan, 22 yıllık konfeksiyonculuk hayatında ilk kez ‘sendikaya’ heveslenince tazminatsız olarak Desa’daki işinden çıkarılır. Emine Aslan, aylarca her sabah işe gider gibi fabrikanın önüne gidip eylemine başlar. Sandalyesine oturup hakkını arayan Emine Aslan’ın eylemi, Avrupa’dan bile duyulur. Taraf duymaz, Taraf görmez, Taraf taraf olmaz! Taraf’ın web sitesinde Emine Aslan diye arama yapınca karşınıza Emine Erdoğan ile ilgili bilgiler gelir! Emine Erdoğan’ın Gazze gözyaşlarını ya da Naomi Campbell’in kendisine misafirliğe geldiği haberlerini bulursunuz.Entes, Meha, Yörsan, Sabiha Gökçen direnişleri... Kot işçilerinin ölümleri... Tersane işçilerinin katliamları... Güler Zere’nin gözümüzün önünde ölüme terk edilmesi... Taraf’ın tarafında değildir!

Yazarı da gazetesi ile aynı taraf

Ümit Kıvanç Taraf gazetesi yazarıdır. IBM’den sendika temsilcilerinin işten çıkarıldığı anlatılır kendisine, bu konuda yazı yazıp yazamayacağı sorulur. Eski solcu Ümit Kıvanç tarafını gösterir ve “yazamam”, gazeteyle konuşun der.  Yazarı da, gazetesi de emeğin karşısında. Bizim çocuklar pes etmez, Umur Talu’ya giderler ve ondan destek isterler. Umur Talu bir an bile düşünmeden cevap verir, “elbette” der ve hemen ertesi gün Balon Patlatan çocuklar başlıklı yazısını yazar, hem de grev’deki Sabah gazetesinde ve emeğin sesi olup, anlatır:

Bizim binanın önünde ya da mesela IBM gibi bir devin gölgesinde ya da şimdi grevde olan az sayıda işçiden birinin "Burası güzel bir müesseseydi, insana önem veriliyordu... Sonra çok şey değişti" dediği, kredi kartı üreticisi Eczacıbaşı E-Kart'ın önünde (Express dergisi) rastlıyorsunuz.
Deyin ki...
Taleplerinde haksız olamazlar mı?..
Diyeyim ki, olabilir; lakin işte balon patlatıyorlar.
Haksız hak arıyor da olabilirler; haksızlıkta hak arıyor da olabilirler.
Ama balon patlatıyorlar.
Medyadaki; demokratlık, cumhuriyetçilik, liberallik, muhaliflik, hak, hukuk balonlarını patlatıyorlar.
Memlekette hakikaten "demokrasi adına iyi şeyler de oluyor" iken, en uç noktalarda coşabilen demokratlığın hangi derelerde boğulabildiğini anlatıyorlar.
Cesaret, cesur gazetecilik, bağımsız gazetecilik balonlarını patlatıyorlar.
Siyasi, askeri, bürokratik, kanuni, kültürel vesayetler ile mücadele edenlerin dahi; işletme ve piyasa vesayeti karşısında üç maymunlaşmış balonlarını patlatıyorlar.
Siyasilerin, iş dünyasının, büyük iş dünyasının; TÜSİAD'ın MÜSİAD'ın yeni yetme demokratlık, sonradan görme burjuvalık, yandan çarklı AB'cilik, içten pazarlıklı ahlak, makyajlı sanata ve insana saygı balonlarını patlatıyorlar.
Anayasa'nın zaten delik deşik balonlarını bum diye patlatıyorlar.
Balonlar onları hiç yokmuş saydıkça, kapıların önünde dahi görmedikçe, bir iğne, fosss, patlatıyorlar.

Bu çocukların "yanlış iş yaptığı" na inanılıyorsa dahi; içinde grev, sendika, örgüt, işçi, hak kelimeleri, ihtiras değil itiraz tramvayı geçer de uf olur diye konuşulmuyor, tartışılmıyor; anılmıyor bile.
Bırakın doğrusunu; karşı görüşte bile olduğunda, bu eylemlerin eğrisini dahi konuşamayan, görmeyen, içi suskun bir gazetecilik türünün bize içten vaadi ne olabilir?
Bilmiyorum hakikaten.
Bunca yoğun demokratlıkta bu çocuklara bir gıdım yer yoksa...
Bunca koyu cumhuriyetçilikte bu çocuklara bir nebze nefes yoksa...
Onca haber, yazı, ahkâm arasında tek sütun, bir satır yoksa...
E-Kart işçisi, güzel ülkemin yalnız itirazcılarından Ülkü Kederli'nin elindeki pankart da işte üç maymunun balonlarını patlatıyor; "Duy, gör, ses ver..." diye, boşluğa, hiçliğe saplanan bir iğneyle!

Hem demokrasiden ve özgürlükten dem vuracaksınız hem de emeğin karşısında taraf olacaksın. Buyurun size Taraf’ın tarafı...

 


 

Flaş Duyurular