Boğaziçi ve ODTÜ’den IBM/HP’ye Vasıfsız İşçiler
30 EKİM 2009(YENİ HARMAN)
Boğaziçi ve ODTÜ’den IBM/HP’ye Vasıfsız İşçiler
30 EKİM 2009(YENİ HARMAN)
Vasıfsızlaştırma (De-skilling), bir eğitim sürecinden geçerek bilgi ve teknik birikime sahip olan bir kişinin, üretim sürecinde yer aldığında, bu eğitimden elde ettiği değerleri kullanamaması durumudur. Kapitalist üretimdeki genişleme mühendis, avukat, öğretmen, doktor gibi daha önceki vasıflı emek türlerini vasıfsız emek düzeyine iterek, emeğin gerçek değerini yok etmektedir.
| Türkiye’nin en seçkin üniversitelerinden mezun olup HP, IBM, Microsoft gibi dev firmalarda nispeten yüksek ücretle ve işçi olduğu gerçeğini görmeden çalışan ülkenin en değerli beyin takımları artık kartvizitlerinde yazan “Manager” ünvanlarından da vazgeçip, fakirleşme ile yüzleşmek zorunda. |
Bilişim çalışanını vasıfsızlaştırmanın yöntemi dış kaynak kullanımı (Taşeronlaştırmak, IT Outsourcing )olarak bilinmektedir. Fitzgerald ve Willcocks[1] bunu “işletmenin avantajlı sonuçlar elde etmek için gerekli insan kaynağını ve/veya süreçlerini bir ya da birden fazla üçüncü parti firma üzerinden karşılaması” olarak tanımlamaktadır. IT servis işlerinin (işçilerinin) %44’ü ve yazılım ile ilgili işlerin ise %49’unun dış kaynak kullanılarak yapılabilir işlerden olduğunu araştırmalar göstermekte[2] ve bu durum IT hizmetlerinin dış kaynaklar tarafından yapılması için ciddi baskı oluşturmaktadır.
1990’larda başlamış olan bu süreç ülkemizde örgütsüz ve korumasız olan Bilişim çalışanlarının geleceği için inanılması zor tehlikeler içermektedir. Türkiye’nin en seçkin üniversitelerinden mezun olup HP, IBM, Microsoft gibi dev firmalarda nispeten yüksek ücretle ve işçi olduğu gerçeğini görmeden çalışan ülkenin en değerli beyin takımları artık kartvizitlerinde yazan “Manager” ünvanlarından da vazgeçip, fakirleşme ile yüzleşmek zorunda.
Türkiye Bilişim Sektörü Gerçeği
Ülkemiz Bilişim politikasının olmaması bu sektörü diğer bir çok sektörde olduğu gibi tamamen “dışa bağımlı” bir iş kolu haline getirmiştir. Donanım, Yazılım ve Hizmet gibi üç ana koldan oluşan sektörün 2008 ülke harcama toplamı 7.5 Milyar Dolar[3] olup (Telekom harcamaları hariç), bunun yüzde 72’si donanım ve yazılım satışlarıdır. Bir başka değişle HP, IBM, MS, SAP,vb. tarafından geliştirilmiş ürünlerin satıldığı bir Pazar’dır.
Yok denecek kadar az sayıda yerli üretimin olduğu sektör harcamalarına Telekom harcamaları da eklendğinde 2008 yılı Bilişim ve İletişim (BİT) harcamaları toplamı 28 Milyar Dolar’dır. Bu rakam Gayri safi milli hasılanın yaklaşık %8’ine eşdeğer olup, bu oran gelişmiş ülkelerin rakamlarına göre dahi oldukça yüksektir(örneğin, Almanya’da bu oran %6’dır).
Bilişim sektörü üretim ve araştırma-geliştirme özelliği olmadan, ve herhangi bir şey üretemeden her yıl büyümekte. Ülke olarak üretim hanesine yazabileceğimiz tek alan Hizmet olup, elde edilen hizmet geliri toplam harcamanın %28’ine eşdeğerdir. Bununda büyük kısmı yine uluslararası şirketler tarafından toplanmakta olup şu anda yabancı sermaye bu alanıda taşeronlaştırma ve buralarda çalışan profesyonelleri vasıfsızlaştırma ile top yekün ele geçirmek üzeredir.
Taşeronlaşmanın Küresel Gerçeği
Taşeronlaşma değişik şekillerde görülebilir3:
- Belirli uygulamaların dış kaynaklarca yönetilmesi (Application Service Providers - ASP),
- Kritik olmayan iş süreçlerini dış kaynaklar ile yürütülmesi(Business Processes Outsourcing). Örneğin; HR ve bordro yönetimi, çağrı merkezi işletimi vb.
- Günlük Bilişim operasyonlarını dış kaynaklar ile gerçekleştirmek
- “Offshoring” - firmanın daha önce kendi ülkesinde aldığı servis hizmetlerini yurtdışındaki ülkelerde yürütmeye başlaması.
İlk ASP modeli ile başlayan taşeronlaştırma bugün artık ülkemizde de “Offshore” seviyesine erişmiştir. Satın alınan dış kaynağın bulunduğu coğrafi konumuna göre “Nearshoring” (bizler için Polonya, Macaristan,vb. ülkeler) ve “Farshoring” (Hindistan, Filipinler, vb.) olarak isimlendirilir. Offshore yapıldığında ülke içerisinde üretilen servis faaliyetleri olduğu gibi başka ülkelere taşınmaktadır. Bu durum ülkede ciddi iş kayıplarına sebep olup, uzun dönemde ülke çalışanlarının yok olması veya ekonomik olarak tükenmesi anlamına gelmektedir.
Offshore yapılacak ülke belirlenirken veya uluslararası şirketler bu ülkelere yatırım planlarken işçi maliyetin tek faktör olamayacağı kesindir. Risk faktörü, altyapı, kültür, coğrafi konum gibi ek gereksinimler sonucu yandaki şekilde görüleceği üzere Hindistan, offshore ligindeki liderliğini yeni adaylara yavaş yavaş bırakmaya başlamıştır[4].
İş göçünün yani Offshore’un en çok yaşandığı ülkeler Hindistan, Çin, Filipinler ve Doğu avrupa ülkeleridir. Bu durum, bu ülkelerin BT uzmanlarının sayısını artıracak eğitim düzenlemeleri ile elde edilmişitr. Eğitimli ve ucuz beyaz yakalı profesyoneller gelişmiş ülkelerdeki yüksek ücretli işgücü karşısında sermaye için kaçırılamayacak bir fırsat oluşturmuştur. Hindistan’da 1992’den 2004 yılına kadar eğitilen BT profesyoneli sayısı 73,000 ‘den 324,000’e çıkmıştır. Filipinler içinde durum farklı değildir[5].
HP ve IBM’in Fakirleştirme için kıyasıya rekabeti!
Türkiye’nin iki dev firması HP ve IBM, Bilişim çalışanlarının taşeronlaştırılması için en fazla çaba harcayan firmalardır. Her ikiside operasyonel organizasyonlarını Doğu Avrupa ülkelerinde oluşturarak, Avrupa ülkelerinin bilişim operasyonlarını ucuz işgücünün yer aldığı Macaristan, Polonya, Bratislavya gibi yakın bölgelere taşımaktadır.
HP, IBM’e nazaran taşeronlaştırmaya daha geç girmiş olmakla birlikte 2008 yılında 142,000 kişilik servis firması olan EDS’i 14 Milyar Dolar’a satın alarak bir anda en büyük taşeronlaştıran firma olmuştur.
Sabancı Holding Bilişim çalışanlarının sayısının 1/3 seviyesine düşürüleceğini ifade eden Holding CIO’su Ergun Hepvar, çalışanların 2/3’ünün ortadan kaldırılması için IBM ya da HP’den birisini seçmek üzere teklif almış bulunmakta. |
IBM, Türkiye’de taşeronlaştırma konusunda öncü firma olup yaklaşık altı yıl önce kurduğu “stratejik outsourcing” grubu ile Zorlu Holding, Eczacıbaşı yapı grubu, Bedaş, Finasbank gibi bir çok kuruluşun uygulama ve operasyonlarını taşeronlaştırmış ve kendi bünyesine katmıştır. Taşeronlaştırılan bu çalışanlar IBM Küresel hizmetler ismiyle kurulan şirkette bordrolu olup, ücret ve diğer haklar açısından normal IBM çalışanlarına göre fakirleştirilmişlerdir.
IBM’in açıklamasına göre şirketlerde yapılan taşeronlaştırma ile firmalar %30-40 maliyet tasarrufu sağlamıştır. Bir başka değişle bilişim çalışanları %30-40 yoksullaşmıştır.
Bugün Krizi’de bahane eden sermaye kuruluşları taşeronlaştırma taleplerini yoğunlaştırmıştır. Örneğin; Sabancı Holding’e bağlı Bimsa şirketinin operasyonunu taşeronlaştırmak için IBM ve HP rekabet halindedir. Bu yıl içerisinde sonlandırılmaya çalışılan bu taşeronlaştırma için Sabancı Holding CIO’su Ergun Hepvar, bu operasyon ile Bilişim çalışanlarının sayısının 1/3 seviyesini düşürülmesinin hedeflendiğini Holding çalışanları tarafından ifade edilmektedir(bu ifadeyi doğrulamak amacıyla aradığımız Hepvar’den yazı yayına girene kadar yanıt alamadık).
Eczacıbaşı Holding’e ait EBİ (Eczacıbaşı Bilişim şirketi) ve Borusan Holdingde de Bilişim çalışanlarını benzer şekilde taşeronlaştırma konusunda arayışlar sürmektedir. Bilişim çalışanını vasıfsızlaştırarak fakirleştirecek olan bu operasyonlar aynı zamanda küçük ölçekli yerli bilişim şirketlerinin de bundan böyle iş yapma fırsatlarının önünü kapatacaktır. Bir başka deyişle uluslararası sermaye küreselleşen ekonomiyle küçük şirketleri de yutarak kendi kar hanelerini artırmış olacak. Bu üç şirkete iletmiş olduğumuz aşağıdaki sorulara henüz yanıt alabilmiş değiliz:
1. Bu dış kaynak kullanımı şirketlerde kaç Bilişim çalışanının outsource edilmesini içermekte?
2. Planlanan tasarruf miktarları nedir?
3. Taşeroncu firma ile yapılacak sözleşmeler çalışanların iş güvencesine ilişkin ne tür bağlayıcı maddeler içerecek?
4. Taşeron olarak işi alacak firmalar bu Outsource operasyonunu yurt dışına (Doğu Avrupaya) taşıyarak ülke bilişim üretimini ithal etmesine göz yumulacak mı?
Kazanan Kim ?
Herkesin tahmin edeceği gibi bu operasyon ülke bilişim çalışanlarını hem fakirleştirecek ve hemde işgücünün yurtdışındaki merkezlerden verilmesini sağlayarak çalışana ve ülkeye iki misli zarar verecek. Bir tarafta ucuz ve korunmasız işgücü ile sömürülen topluluklar. Diğer tarafta işini kaybeden profesyoneller. Temel bulgular gerek işgücü kaybı ve gerekse ülke ekonomisi için son derece ürkütücüdür.
En kazançlısı elbette küresel sermaye. Zaten kar yapan küresel sermaye, ucuz işgücü ile karlılığını katlamakta ve hissedarlarını daha fazla sevindirmektedir.
Taşeonlaştırma elbette bizler gibi geri kalmış ülkelerde değil aynı zamanda gelişmiş ülkelerde de yaygın bir durumdur. Ancak, her yıl 30,000 dolayı iş gücünü ofshore’a veren ABD, Japonya, Avrupa gibi büyük ekonomiler bunu planlı politikalar ile gerçekleştirerek kapitalizm için yeni iş fırsatlarına dönüştürmeyi başarabilmişlerdir.
Johns Hopkins Universitesi kapitalizmin yüzünü güldürecek çok önemli gerçekleri bu manada ortaya koydu. ABD ve Avrupa küreselleşmeden kazananlar. Bir taraftan ucuz ithal edilen ürünlerle düşürülen enflasyon diğer taraftan ucuz ürettirilen ürünlerle yeni iş alanlarının yaratılması ve ülke ekonomisine geri dönüşümün sağlanması. Bunu Kalifornia üniversitesinin bir araştırması ile sayısallaştıralım: $299’a satılan iPod Çin’de $4’a imal ediliyor. Tasarım, nakliye ve satıştan elde edilen $160 ise doğrudan Amerikan şirketlerinin, yani ABD ekonomisinin cebine girmekte.
ABD Bilgi Teknolojisi endustrisi Taşeronlaşmaya karşı yaklaşık 180,000 kişilik yeni iş imkanı yaratmayı başarmıştır. İlginç ama gerçek. ABD ekonomisi, 10 milyon çalışanlı hizmet sektörünün her yıl %5’ini kaybediyor. Ancak,McKinsey Global Institute strateji raporuna göre ABD ekonomisi giden her $1’ı, $1.12-1.14 olarak geri almakta.
Son Sözler...
İster destekleyin, isterseniz karşı olun. Offshore ile kaybedenler he zamanki kaybedenler olacak, kazananlarda yine her zamanki kazananlar. Bizler, Türkiye BT çalışanları, maalesef kaybeden taraftayız. Bu durumun sadece izleyerek geçiştirilmeye çalışılması geleceğimizin şimdiden teminat altına alınması ile eş anlama gelmektedir.
Kazanan tarafta olmak için örgütlü olmanın ne kadar önemli olduğu bir kez görülmüştür. Gelişmiş ülke çalışanları örgütlü olmalarının avantajlarını lullanarak taşeronlaştırmanın zararlarını en az zararla atlatabilmektedirler. Halbuki bizim gibi ülkelerde her şey iki dudağın arasında çıkacak cümlelerden ibarettir. İyi cümle duymak istiyorsanız durumu tüm iyi niyetinizle kabullenmeniz, kendinizi kurumun daha fazla kölesi haline getirmeniz gerekir.
Ülkemizde nitelikli çalışanların taşeronlaşması ve Bilişim işlerinin başka ülkelere Offshore edilmesi konusunda çalışma yapılmamış olması çok büyük eksikliktir. Çözümler üretebilmek ve kaybeden olmamak için gecikmiş olunsada TBD gibi çalışanın yanında pek görünmeyen kurumların bir an önce duruma müdahil olması ve devletin yasal çalışmalar ile girişimlerde bulunması gerekmektedir.[2] McKinsey Global Institute
[3][3]Interpro Medya, Bilişim 500, 2009
[4] http://news.zdnet.co.uk/itmanagement/0,1000000308,39442161,00.htm
[5] http://yaleglobal.yale.edu/display.article?id=10625



Ekim 2009

