ikiyaka

..Buluşuyor..

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Home Kasım 2009
KASIM-2009

Türk Telekom işçilerinden demokratikleşme çağrısı

18 Kasım 2009 - Nedim Akay

Haber İş sendikası 1 nolu şubede örgütlü bulunan bir grup Türk Telekom işçisi bugün saat 10:00’de Sirkeci İş mahkemesi önünde basın açıklaması yaparak şube yönetimini protesto edecek.

Türkiye Haber-İş Sendikası İstanbul 1 No'lu Şube 10. Olağan Genel Kurulu 10 Ekim 2009 tarihinde gerçekleştirilmiş ve 20 yılın üzerinde süredir görevde bulunan  Levent Dokuyucu yeniden şube başkanlığına seçilmişti.

Genel kurul sürecinde, Levent Dokuyucu'nun şube başkanlığı görevini yürüttüğü şube yönetimini eleştiren ve "şube yönetiminin sınıf ve kitle sendikacılığı anlayışından uzak olduğunu" belirten muhalif Telekom işçileri seçim öncesinde kaleme aldıkları yazıyla şube içerisinde yaşanan sorunları ve çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaşmışlardı.

Delege seçimlerinin işyeri temsilcileri ve delegelerden saklanarak yapıldığının ileri sürüldüğü konu davanın görülmesine 24 Ekim tarihinde başlanmış ve 18 Kasım tarihinde davacı tarafın tanıklarının dinlenilmesi kararlaştırılmıştı.

Muhalif işçilerin oluşturduğu “Taban hareketinin” basın bildirisinde özetle, “bizler Telekom da çalışan işçiler olarak oluşturduğumuz inisiyatiflerle 20 yıldır işçiler lehine hiç bir olumlu uygulama içinde olmayan bu yönetimleri aşmaya çalışıyoruz. Ne yazık ki her seferinde haksızlığa uğramaktan kurtulamıyoruz! Eğer seçimler gerçekten demokratik bir ortamda yapılsaydı sonucu sinemize çekmemiz bu kadar güç olmayacaktı. Ancak seçim süreçlerimize genel merkez ve şube yönetimimizce her türlü hileli, haksız, hukuksuz uygulamalar ortaya konmaktadır. Bu durum sadece bizim sendikamız Haber-İş te değil aşağı yukarı tüm işçi sendikalarında benzer durum ve uygulamalar yaşanmaktadır. Sarı sendikacılık diye bilinen bu tarz sendikal uygulamalar nedeniyle sendikalar işçilerin örgütü olmaktan büyük oranda çıkmaktadır. Bu durum sermayeye politikalarını karşılarında etkili bir muhalefet olmadan kolaylıkla hayata geçirme fırsatı vermektedir” denilmekte ve delegasyon seçimlerindeki anti demokratikliğe ve hukuksuzluğa ortak tavır almak için 18 Kasım Çarşamba günü saat 10.00 da Sirkeci İş Mahkemesi'ndeki duruşma ve basın açıklamasına çağrı yapılmakta.  

 

 

Zamanın sahibi kim?

18 Kasım 2009 - Ebru Işıklı

Zaman anlayışı tarih boyunca değişti. 18. Yüzyılda disipline edilmiş zamana alışılmaya başlandı. 19. Yüzyıl ise okul gibi kurumlarla disipline edilmiş zamanın içselleştirildiği dönem oldu. Kitlesel üretim ve zamanın tam olarak metaya dönüşmesi 20. yüzyılda gerçekleşti ve esnek üretim ile sonuçlandı.

Zamanın bu esnek kullanımı yine zamanın esnek kullanıldığı kapitalist öncesi dönemden elbette farklı. Eski zamanlarda zamanın efendisi yoktu ve zaman yaşamın devamı için kullanılmaktaydı. Zaman değil, bitirilmesi gereken işler referans alınarak hayat devam etmekteydi ve zaman mekandan kopmamıştı. Endüstriyel iş disiplini zamanı parçalara bölen saat kullanımını yaygınlaştırıldı. Meraklıları için belirtelim E.P. Thompson “Avam ve Görenek” kitabında zaman ve iş disiplininden bahsederken saatin ele geçirdiği konumdan bahseder.  Kapitalizmle beraber yaşam işten, zaman mekandan koparılır.

Yazının devamında eskiye bir ağıt yakacağım sanılmasın. Yapacağım “zaman”a sahip çıkmanın metalaşmaya direnmek için bir yol olduğundan bahsetmektir. Zamanın değişen algısından bahsetmek , o anlamı çalışanların daha insani bir biçimde kuracağı, insani biçimine sahip çıkacağı konusunda umut verir. Sadece iş gören makina, insani özellikleri minumuma indirilmiş çalışan anlayışının yerine başka bir çalışma anlayışı için zamana sahip çıkmalıyız.

Zaman tüketilen, harcanan bir metaya dönüştüğünde zamanı ölçme, verimli kullanma konusunda bir çok teknoloji ve yöntem de geliştirildi. Bunların başlangıcında yani 20.yy başında Taylorizm yönetim anlayışı ile zihinsel ve fiziksel işlerin birbirinden ayrılması gelmektedir.

Read more...
 


Flaş Duyurular